RSS

Üç Aylar ve Receb-i Şerif

11 Oca

اِنّ عِدّتَ الشّهُورِعِنْدَاللهِ اثْناَ عَشَرَ شَهْرًافي كِتَابِ اللهِ يَوْمَ خَلَقَ السّمَاوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَا اَرْبَعَتٌ

حُرُمَ ذَالِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا فِيهِنَّ اَنْفُسَكُمْ وَقَاتِلُوا الْمُشْرِكَينَ كآفّةَ

“Yerlerin ve göklerin yaratıldığı günden beri Allah’ın kitabında ayların adedi 12dir. Bu 12 aydan dördü Eşhuru Hurumdur.”
Muhterem kardeşlerim!
Bu günkü sohbetimiz üç aylar ve receb-i serif hakkında olacaktır. Kainatın yegane halıkı olan mevlamız yarattıkları içinde hiçbir varlıgı sebebsiz ve hikmetsiz yaratmamıstır. Yaratılanların en mükemmeli ve en şereflisi olan insanoglunun yaratılısı da elbette sebebsiz ve hikmetsiz degildir. İnsanoğlunun yaratılmasında ki sebep  hikmet ve gaye hiç süphesiz Allah’a iman ve kulluktur. Çünki mevlamız Kur-an’ı kerim’de

وَمَاخَلَقْتُ الْحِنَّ وَالْاِنْسَ اِلاَّ لِيَعْبُدُونِ

“muhakkak ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet ve kulluk etsinler için yarattım” buyurmaktadır. Yine mülk suresinin 2. Ayetinde;

اَلَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَوةَلِيَبْلُوَكُمْ اَيّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلَاوَهُوَ الْعَزِيزُالْغَفُور

“o Allahü Zülcelal ki sizn hanginiz daha iyi, daha güzel ibadet edecek diye sizi  imtihan için ölümü ve hayatı yarattı. Buna ragmen kullukte kusur edenler için Allah-ü Teala aziz ve gafurdur. Dilerse azab eder, dilerse magfiret eder.” Buyurmaktadır.
İbadet için yaratılan ve imtihan için dünyaya gönderilen insanlara verilen ömür ise farklıdır. Mesela insanlıgın babası adem (as) bu fani dünyada bin yıl yasamıstır. Nuh (as), İdris (as) ise ona yakın ömür sürmüşlerdir. Yine diger peygamberler ve ümmetleri yüzlerce yıl yasamıslardır. Ümmeti muhammed’in ömrü ise diger peygamber ve ümmetlere kıyas edilemeyecek derecede azdır.
Kainat kendi yüzü suyu hürmetine yaratılan efendimiz (s.a.v.) bile bu dünyada 63 yıl misafir kalmıslardır. Aynı sekilde onun ümmeti olan bizlere de ortalama olarak yarım asrı gecen altmıs-yetmiş yıllık kısa bir ömre sahibiz. Seksen veya doksan yasına girmiş insanlar hele hele yüz yasına girmiş kişiler tamamen hayreti mucip olmakta basında ve yayında taaccüp vesilesi olarak teşhir edilmektedir.
Bir tarafta yüzlerce yıl yasayan peygamberler ve ümmetleri, diger tarafta ümmeti muhammed’in kısa ömrü. Bütün insanlardan istenen vazife ise aynı; iman, itaat, kulluk ve ibadettir. İlk bakısta sartlar esit degil gibi gözüküyor.  Ama iste burada Cenab-ı mevlamızın manevi iltiması ve ümmeti muhammed için hazırladıgı hususi zamanlar bizim için büyük fırsat teskil etmektedir. Bu hususi zamanlar en iyi sekilde degerlendirilir ihya edilirse, yüzlerce yıl yasayan insanların elde edemyecegi derece ve mertebeye ümmeti muhammedin ulasması mümkündür.
İşte üç aylar, hususiyetle eshuru hurumdan olan recebi serifte bire yüz, ramazanı serifte ise bire bin ve hatta hesapsız olarak ibadetler karsılıgını bulur.
Nasıl ki bir otomobilin yıllık bakım ve onarıma ihtiyacı varsa; bu aylar da ümmeti muhammed’in  kendine ceki düzen vermesi, manevi olarak bakıma alması gereken aylardır.
Tarlaya ekilen hububatın verimli olabilmesi için, tohum ekilmeden önce iyice sürülmesi tohuma hazırlanması, ekildikten sonra da zararlı otlardan temizlenmesi ve gübrelenip sulanması lazımdır. Böyle yapıldıgı takdirde hasat mevsiminde Allah’ın lütfu ile istenen hasılatı elde etmek mümkündür.
İşte ümmeti Muhammed için recebi serif ayı; gönül ve letaif bahcesini sürme, hazırlama ayıdır. Şaban-ı serif, ihlâsla tohumu ekip zararlı seylerden Allah’ın feyziyle, zikriyle ibadetiyle meşgul olarak temizleme ayı, Ramazan-ı şerif ise iman ve ibadet cihetinden manevi güllerin açtıgı netice elde etme ayıdır.

Üç ayların baslangıcı olan recebi serif hakkında hadis-i seriflerde gectigi üzere bu ayın isimlerinden biri “esam” sagırdır. Günahlara sağırdır. Kıyamet gününde bizim aleyhimize sahitlik yapmayacaktır.  “sehrullah” Allah’ın ayıdır. Çünki Cenab-ı Hakk bu ayda hiçbir kavmi batırıp mahvetmemiştir.
Receb  رَجَبْ isminin basındaki رَ harfi rahmeti ilahiyeye, ج harfi cüd cömertlik ve inayete, ب harfi insanların isyandan kurtulmaları, biri ilahi, ihsanı ilahi ve bereketi ilahiyeye delalet eder.
Bu ayın basında Regaip, sonunda mirac kandili olarak ayrıca iki kandilli olarak bası ve sonu aydınlanmış bir aydır.
Sevgili peygamberimiz bu ayda yapmamız gereken ibadetlere isaret ederek şöyle buyurmaktadır;
“Ölüm anında susuzluktan rahat etmeyi, dünyadan giderken iman ile çıkmayı, şeytandan kurtulmayı, murad ederseniz, su ayların hepsine, cok oruç tutmakla geçmiş günahlara pişman olmakla hürmet ediniz. Butun kainatın yaratıcısı olan haz. Allah’ı zikrediniz ki selametle rabbinizin cennetine giresiniz.” (mev’ıza-i hasene sf 325)
Yine bu ayda tutulacak orucla alakalı olarak haz. Sevban anlatıyor;
“Rasulullah (s.a.v.) ile beraber yürürken bir kavmin kabristanına ugradık. Efendimiz o kabristanın yanında durdular. Siddetli bir sekilde aglamaya basladılar. Ve dua ettiler sonra dediler ki; “ya Sevban!  Su kabir ehline azap olunuyor. Azap olunmalarının sebebi bevil ve dedikodudandır.” Efendimiz dua ettikten sonra azapları hafifletildi. Sonra buyurdular ki; ” eğer su kabir ehli dünyada iken dünyada iken receb-i seriften bir gün oruc tutmus olsalardı veya bir geceyi ihya etselerdi bu azabı görmeyeceklerdi.” (tefciruttesnim sf 195)
Diger bir hadis-i serifte Enes bin malik hazretleri naklediyor;
“muaz ibni cebel ile karsılastım. Ona nereden geliyorsun ya muaz dedim. ‘Rasulullah’ın yanından geliyorum’ dedi. ‘ondan ne işittin?’ diye sordum. “buyurdular ki; ‘kim halis ve muhlis olarak lailahe illallah derse cennete girer. Kim Allah rızasını taleb ederek receb-i seriften bir gün oruc tutarsa cennete girer.’ Enes bin malik haz. Daha sonra ‘rasulullahın yanına vardım “ya Rasulallah! Muaz ibni cebel bana sunları haber verdi. Efendimiz; ‘muaz doğru söyledi. Ben onu üç defa söyledim’ buyurdular.’
Enes ibni malik haz.’den rivayet edilen baksa bir hadis-i serifte;
“muhakkak cennette recep adıyla anılan bir nehir vardır ki; onun suyu sütten beyaz, baldan daha tatlıdır. Kimki recep ayında bir gün oruç tutacak olursa Allah-ü Teâlâ onu o nehirden sulayacaktır.” Buyurmuşlardır. (tefciruttesnim sf. 193)

Recebi serifin birinci günü oruc tutanlara 3 senelik, ikinci günü oruc tutanlara 2 senelik, üçüncü günü oruç tutanlara 1 senelik üçüncü günden sonra her gün için bir aylık nafile oruç sevabı verilir. Bu hadis-i serif ile sabittir.
Recebi serifte 7 gün oruc tutanlara cehennemin kapıları kapanır. 8 gün tutanlara cennetin kapıları acılır. 10 gün tutanlara cenabı hakk hiçbir şey sormaz. 15 gün tutanların “gecmiş günahları affedildi” denir. (dua ve ibadetler)
Bu ayda gecmiş günahlara tevbe istigfar etmekle birlikte efendimiz üzerine Salatü selam okumalıyız.
Zira efendimiz (s.a.v.) söyle buyurmaktadır; “mirac gecesinde bir nehir gördüm. Suyu baldan tatlı, kardan daha beyaz, kokusu miskden hoş idi. Cebrail (as)’a sordum. Ya Cebrail bu nehir kim içindir. Cebrail as “recebi serifte senin üzerine selavat getiren içindir.” Dedi (mev-ıza-i hasene sf 324)

رَجَبَ شَهْرُ اللهْ وَشَعْبَانَ شَهْرِي وَرَمَضَانَ شَهْرِاُمَّتِي

“Recebi şerif hz. Allah’ın ayı, şaban-ı şerif benim ayım, ramazanı şerif ümmetimin ayıdır.”
Muhterem kardeslerim
Bu ay cenabı hakk’a mahsus bir ay oldugu için, yalnız zatı ilahiyeyi bildiren ihlas suresini cok okumak lazımdır. Bilhassa bu aya hurmet olarak, ayrıca günde 11 ihlas-ı serif okumalı, yine basında 7 sonunda 7 fatiha-i serif okumak sartı ile her gün 100 ihlası serif okumanın bizlere cok şeyler kazandıracagından büyüklerimiz tavsiye etmektedir.
Recebi serif ayının hususiyeti ile ilgili su hadise dikkate şayandır.  Bir hanım recebi serif ayı geldigi zaman yalnızca o aya mahsus olmak üzere hurmeten ve tevazuan eski bir kıyafetini giyer ve devamlı ihlası serif okurmus, oglunada “evladım eğer bir gün ölürsem beni bu kıyafetimle defnet” diyerek vasiyet edermiş. Gel zaman git zaman bu hanım vefat ediyor, tekfin ve tedfin işlerini halledecek olan oğlu “eğer o eski kıyafetleri ile defnedersem insanlar annesine bir kefen bile almamıs derler” seklinde düşünerek vasiyeti yerine getirmek yerine aldıgı yeni kefeni giydirip defnediyor. O gece ruyasında annesi ” evladım ben sana recebiöşerif ayında giydigim o kıyafeti giydir dememişmiydim. Yazıklar olsun sana” diyerek olguna sitem ediyor. Kan ter içinde uykusundan uyanan evlat hemen annesinin eski kıyafetlerini alarak mezarına kosuyor ve kabri acıyor. Ancak daha o sabah defnettikleri annesinin cesedini, naşını orada bulamıyor. Bitkin perişan bir sekilde orada beklerken su ilahi nidayı duyuyor “ey kişi! Sen bizim ayımıza hurmet edeni kabirde yanlzı basına bırakırmıyız sandın. O simdi layık oldugu makamlara ulasmıstır.”
                Süleyman Hilmi Tunahan Efendi hz. İhlâsı şerif hakkında ‘ihlâsı şerif kelime-i tevhidin mütemmim ve mukabilidir. Hatta ondan da üstündür. Aspirin gibidir her derde devadır. Reçetesiz kullanılır.’ Buyurmuşlardır.
                Süleyman Hilmi Tunahan Efendi hz. ‘bu aylar hatta günler hepsi Allah’ın mahlûkudurlar. Bu aylar hürmetle ve tazimle geçirenler, nurani olarak karşılanır. Gaflet ve zulmetle geçirenler de zulmani simsiyah olarak karşılanır ve rezil rüsva olurlar.’
                Receb-i şerif ayına riayet edenler 3 ihsana mazhar olur.
1-      Azabsız olarak Allah’ın rahmeti
2-      Cimrilik olmaksızın cömertliği
3-      Cefasız Allah’ın ihsanı
Ölürken kabirden kalkarken insanın elinden tutacak olan, bu ibadetleridir.
Zavallı vaizin biri çıkmış imanın kalelerinden birisi olan nafile tesbih namazlarına, mürailerin namazı diye ad vermeye kalkmış. Acaba affı İlahi’ye mazhar olmayan insan tesbih namazı, dua namazı, evvabin namazı, teheccüd namazı kılabilir mi? Bunda kurbi İlahi(Allah’a yakınlık) vardır.
Tavsiye ederim ki, senenin mübarek gün ve gecelerinden hiç olmazsa tesbih namazı kılasınız. Haber ve hadislerle sabitdir ki receb-i şerifin birinci gecesi dua reddedilmeyen gecedir. 1. Cuma gecesi leyle-i Regaip yani Rasulullah’ın ana rahmine intikal ettiği gecedir. Bu gecede mutlaka bir tesbih namazı kılarak iltica edersiniz. Bir hadis-i kutside şöyle buyrulmaktadır.
“Kulum farzları işlemekle benim azabımdan kurtulur, nafileleri işlemekle bana yaklaşır.”
Bu mübarek gün ve gecelerde yapılan ibadat-u taat, hayru hasenat ve evrad-u ezkar, Affı ilahi, şefaati Rasulullah, şefaati Kuran’ın vesilesidir. Kutta-ı Tarıkların (hak yolcularının yolunu kesen) ve hayra mani olanların sözlerine kapılıpta Allah’ın rahmetinden mahrum kalmayınız. Yine Süleyman Hilmi Tunahan Efendi hz. Kaza namazı olan nafile namaz kılamaz diyenleri reddiye olarak şöyle buyurmuşlardır. ‘kasaba borcu olan kimse hiç et yemeyecek mi?’
Receb-i şerifte kılınacak 30 rekatli namaz vardır. Namazdan sonra dünyevi ve uhrevi hususlarda gayelerine ulaşmak için iltica etsinler. Bu Hadis-i Şerifi Selman-ı Pak (R.A.) işitince teşekküren derhal secdeye varıyor. Ölünceye kadar bununla amel ediyor.
(Not: bu namaz dua ve ibadetler kitabında tarif ediliyor.)
Süleyman Hilmi Tunahan Efendi hz. Leyle-i Regaip’te kılınacak namazı şöyle tarif ediyor. ‘akşam ile yatsı arasında iki rekatte bir selam, 12 rekat namaz kılınır. Her rekatta 1 fatiha 3 inna enzelna suresi, 12 ihlas-ı şerif okunur. Namazdan sonra 7 salat-ı ümmiye okunup secdeye varılır. Secdede 70 ‘subbuhun kuddusun rabbuna ve rabbul melaiketi verruh’ okunup kalkılır. ‘rabbiğfir verham vetecavez amma ta’lem inneke entel eazzül ekrem’ deyip tekrar secdeye varılır. 70 defa ‘subbuhun kuddusun rabbuna ve rabbul melaiketi verruh’ deyip secdeden kalkar.

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: